13 Ağustos 2010 Cuma

OLABİLECEK TRAFİK CEZALARI İÇİN PEŞİN TAHSİLAT ???

n
Arabamda olan bir hasar için arabamı servise bıraktım. Sigortalı olduğu için masraflarını sigorta veriyor. Serviste kaldığı süre içinde araba tahsis edecekler 7 güne kadar . Buraya kadar çok güzel. Araba kiralama servisinden tahsis edilen araba getiriliyor. Çok güzel... Ehliyet ve kredi kartı isteniyor...Ehliyet tamamda kredi kartı ne diye ?? Cevap : Trafik cezası yerseniz ordan alacağız efendim... Efendimi boş ver... Trafik cezasını yersem ben öderim ....arabayı teslim edecek kadar güveniyorsun ... gelebileceeeeeeeeeeeeeeeeeeeek cezalar için .....niye teminat isteniyormuş ???
Bu mantıkta o zaman gelebilecek trafik cezaları için bizim devletimizde peşin kredi kartı teminatı tahsilat yapsın !!! Fena fikir değil ??

Sonuç: Prensip olarak kabul etmediğim için arabayı geri gönderdim. Sigorta poliçemide yenileme zamanı geldiğinde tekar değerlendireceğim...araba tahsisi olmayan bir poliçenin daha ucuz olduğuna eminim..

Tavır koymazsan herkes sana tavır koyar !!!

3 Ağustos 2010 Salı


Bir öğle sonrası yaşlı amcayla torunu sıcaktan kaçmak için oturmuşlar başbaşa çardağın altına .Hafif esen rüzgar sıcakmış ama çardağın altında biraz serinletiyormuş. Koymuşlar masanın üstüne bir hayvanlar alemi kitabı başlamışlar okumaya.

"Bak dede kitapta hayvanların ne kadar yaşadıkları yazıyor , ergenlik süreleri ,yaşlılık süreleri herşey var " demiş.

"Çok güzel akıllı oğlum, bak bütün canlıların bir yaşam süreleri vardır , sadece bu kitapta gördüğün canlıların değil herşeyin bir yaşamı vardır, bu okuduğun kitabın bile bir yaşamı vardır "

"Nasıl iş dedeciğim ? kitap bu nefes almıyorki "

"Olurmu oğlum sadece bu kitap değil her üretilen maddenin bir yaşamı , bir hayat döngüsü vardır. Bak geçen sene oynadığın oyuncaklara bu sene kırılmış kenarda duruyorlar. Biraz daha oynayacaksın tamamen kırılana kadar, sonra çöp kutusunu boylayacaklar. Kitap daha farklı iyi kullanırsan kapaklarını korumaya alırsan,sayfalarını güzel çevirirsen senden sonrada başkalarına hizmet verir, ömrü uzun olur senden sonrada başkaları okur . Bak kütüphanedeki kitaplara , bak müzelerdeki kitaplara kaç yıllıkmış bakalım , anlamaya başladınmı ?

" Bak şöyle düşün bu hayat süresini , bir şeyin doğması için ilk önce bir şeyin üretilmesi gerekir bunun içinde birisinin bunu ilk önce düşünmesi lazım değilmi , sonra ne olacak üretim süreci başlayacak . İlk önce kaç kişinin bunu alacağı , kullanacağı belli olmadığı için az üretilecek , üretimi pahalı olacak .Pazarlama masrafları , tanıtım masrafları pahalı olacak, ama rekabette olmayacak , talep yaratılacak yani senin anlayacağın bir ürünün doğum süreci sancılı olacak !!! "

" Ya dede haklıymışsın yani bende hep hayvanlara odaklanmışım ne yapıyım sen anlatmaya devam et çok hoşuma gitti "

" Sonra ne olacak pekiyi ? İnsanlar ürünü kullanmaya başlayıp satın aldıkça üretim artacak , üretim metodları gelişecek , üreten kar etmeye başlayacak .Peki ne kadar kar edecek ?

" Çok kar edecek dede başka yapan yokki, yeni başladı demedinmi ?

" Çok doğru başka yapan yok sonra ne olacak insanlar kullandıkça tanınmaya başlayacak ve rakipler çıkacak , buda sorun değil çünkü yeni çıkan rakiplerde ilk önce kendi müşterilerini kendi bölgelerinde yaratacaklar ama sonra fiyatlar düşecek ama önemli değil çünkü modeller değişecek , görünüşler değişecek , karlar en kötüsü aynı kalacak, dengeye oturacak, pazarın kaldırabileceği fiyata kadar fiyatlar artacak "

" Aynen şu cep telefonlarında olduğu gibi değilmi ? ilk önce büyükleri vardı elime sığmıyordu sonra ufaldılar, camları büyüdü, resim çekip müzik çalmaya başladılar, şimdide internete bağlanıyorlar dedeciğim...bak şimdi anladım biz çocuklar gibi devamlı gelişiyorlar , genç ürün bunlar dede genç , hep yenileniyorlar."

" Birde şöyle düşün benim gibi yaşlanıpta kendini yenileyemeyen bir şey ?? Kendimizi zor yeniliyoruz... enerjimiz bitiyor......bir süre sonrada toprak olup gidiyoruz.


Bak şu köşede inşaatın yanındaki yatan demirleri görüyormusun ? senelerdir görüntüsü aynıdır ancak bir sakal bıraktırdılar o kadar, isminede nervür dediler boy aynı, pos aynı ,kilosuda aynı değişen bir şey yok , yapan çok , satan çok ,her yerde bulunur satılır, rekabet çok , ürün yaşlandıkça karlar azalır , karlar azalınca , değişen maliyetlere göre fiyatlar çok elastiktir, onun için fiyatları sabit kalamıyor ilk maliyet değiştiğinde hemen fiyatlar değişmek zorunda kalır. Neden ? "

"Dede kafa buluyorsun benimle yine, yaşlı ürün bu demir anladım işte..... adam fiyatı değiştirmezse kar edemez, o zaman işin devamı gelmez , ölür yani .
O kadarına matematiğim yetiyor yani "

Özet : Ürünler yaşlandıkça kar marjları azalır , yaşam döngüleri uzun olsa dahi bir süre sonra satüre olan pazarda arzu edilen kar marjlarını elde edemezler ve girdi kalemlerindeki maliyet artışlarına aşırı elastiktirler. Başka çareleri yoktur.

9 Temmuz 2010 Cuma

SİGARA YASAĞI VE KURAL DELİNEBİLİRLİĞİ

İstanbul'da bazı lokantalar sigara yasağını delmeye başladılar bile. Bunlar üstü kapalı bahçelerinde etrafı açık olduğu gerekçesiyle sigara içmek isteyen müşterilerine içebilirsiniz yanıtını vermekteler. Bir kişi sigara içmeye başladığı zaman o mekan maalesef temiz hava Kalitesini kaybetmektedir. Sigara dumanını lokalize etmek imkansız olduğu için içmeyenler otomatik olarak pasif içici durumuna düşüp kanser riskine maruz kalmaktadırlar. Buna müsamaha gösteren lokanta sahipleri sigara kullanmayan müşterilerine saygısızlık göstermiş olmuyorlarmı peki ? Çok güzel iyi niyetle uygulamaya konmuş olan bir MEDENİ kural maalesef cahil ellerde delinmektedir. Sigara içmek isteyenler içmeye devam edebilirler buna bizim saygımız var, fakat diğer vatandaşların sağlığını tehlikeye atmak pahasına değil. SİGARANIDA YAKMA BENİDE YAKMA ,DAHA SAĞLIKLI BİR TÜRKİYE İÇİN , lütfen uyaralım

4 Temmuz 2010 Pazar

Yatırım Yapılabilirlik - Satış Yönetim ve Pazarlama

Haziran ayını geride bırakırken demirin niye bir yatırım aracı olduğunu düşünüyorum. Diğer inşaat malzemeleri niye spekülatif bir yatırım aracı olarak değerlendirilmiyorda demir değerlendiriliyor. Demirin sirkülasyonu çok fazla hemen her dakika nakite çevirilebilir,anında müşteri bulunabilir bir araç olmasından kaynaklanıyor, spesifikasyonları standart buda demiri yatırım aracı olarak yapıyor, birde maalesef kayıt dışısı yaygın bir malzeme , buda demir cazip kılıyor !!! MAALESEF - YİNEDE BEN YATIRIM ARACI OLARAK NİTELENDİRMİYORUM-

Yorucu bir Haziran ayının sonunda çocukların yaz tatiline çıkmasıyla boşalan İstanbulda kişisel gereksinimlerimi halletmenin daha kolay olacağını düşünerek eskiyen ayakkabılarımı yenilemeye , alışverişe çıkmaya karar verdim. Cumartesi günü 03.07.2010 tarihinde işlerin öğleden sonra relantide olma bahanesiyle işten kaytarıp kendime izin veriyorum. Ayakkabı numaram 42 herhalde dünyada en çok giyilen bir ayakkabı numarası. İlk önce Kadıköye yakın Optimum alışveriş merkezine arabayla gidiyorum . Girdiğim 6 ya yakın mağazada raflarda olan ayakkabıların 42 numaraları yok !!! Ordan Çıkıyorum Tepe Nautilus alışveriş merkezine aman Allahım bana niye 42 numara ayaklar verdim nedir benim günahım yalın ayak yürüsem daha iyi takunya filan giyeyim bari oradada sonuç aynı ; tezgahtarların havasıda bir başka " indirimdeyizde ondan kalmadı " Yahu indirim isteyen kim ayağıma giyecek raflara koyduğunuz modelleri istiyorum o kadar !!! numaralar yoksa bari yazın , zahmet edip mağazalara girip sizleri meşgul etmeyelim !!! Ordan çıkıyorum Carrefour Ümraniye alışveriş merkezine , vay vay vay başıma gelenler , bu memlekette meğer hiç kimse 42 numara ayakkabı giymezmiş ; herkes yalın ayak . Desa mağazasına gidiyorum güzel zarif bir mokasen var , etikete bakıyorum 200+ tamam diyorum , bundan vardır fiyatı pahalı satmak isteyecekleri üründür . Oda ne 42si yok. Allah akıl versin , o kadar aylık kira veriyorsunuz sonra satacak ürününüz yok, ay sonundada satışlar az diye şikayet ediyorsunuz. !!! Cumartesi gününü ayağıma giyecek bir çift ayakkabı alamadan , cüzdanımdaki paraların şişkinliğinin verdiği mutlulukla tamamlıyorum .

Ama inatçıyım Pazar günü kafaya taktım yine deneyeceğim.

Pazar günü sabah saat 10 olmadan Capitol alışveriş merkezine doğru arabayla yola çıkıyorum. Geç olmadan gideyim istiyorum 42 numaralar kapışılmadan orda olmak istiyorum . Oda ne otoparkta yeller esiyor bomboş, tamam diyorum şanslıyım kimseler daha gelmemiş . İlk durağım ikinci kattaki Divaresse dükkanı oluyor. Genç delikanlı " Gördüğünüz ürünler klassik ürünlerdir, her zaman mağazamızda bulabilirsiniz " diye bana kasılarak hava atıyor. Yani kardeşim benim yaşım 52 ,seninkide olsun 28 neyine güvenipte caka satıyorsun ? (FAZLA KAFAYA TAKMIYORUM -ama buraya yazacak kadar hatırlıyorum) Oh ne güzel diyorum şunun 42sini deneyeyim o zaman ; delikanlı cevap veriyor hevesle , sanki satış yapamayanlara prim verirlermiş gibi " o modelin 42 si kalmadı maalesef " Peki diyorum şunun 42si varmı ?? Cevap aynı . Sanki Mağaza sahibine süikast hazırlamak maharetmiş gibi pişmiş bir sırıtmayla . Ya diyorum içimden ; bana ne be kardeşim senin mağazan sen veriyorsun kirasını sen düşün ay sonunu , sonra müşteri az diye şikayet etme ! Sonra teşekkür ederek ayrılıyorum dükkandan , arkamdanda alaycı konuşmaları kulağıma geliyor ,ama fazla büyütmüyorum. Yok olan modelleri beğenmemişim , çok seçiciymişim filan falan. Tabiiki seçeceğim dayatmayla işimiz yok serbest ekonomi bu demek zaten . Seçim sadece ürün değil , ticaretemizi nereye lütfedeceğimiz kararı !!! Ya be kardeşim sen maaşını sattığın ayakkabılardan çıkarıyorsun , bana satsan ne olur satmasan ne olur , ben bu ayakkabıyı nasıl olsa alırım dünyanın her yerinden !!! ama bir gün gelir internet çıkar ,insanlar tecrübelerini çok kolay bir şekilde aktarmaya başlarlar, sonra müşteriler bir dükkana daha çok rağbet gösterirler sende merak edersin , niye patron dükkanı kapattı diye. Çalıştığın dükkanı patrondan daha fazla sahipleneceksin ,müşteriye özen göstereceksin , bu senin hayat felsefen olacak, sırtın yere gelmez, patron bir dükkan kapatır bir dükkan açar , sense bir dükkandan bir dükkana patronları suçlayarak gezgin gibi dolaşırsın.

Herneyse Capitolde dükkan çok çıktım en üst kata Beta mağazasına 04.07.2010 saat 11.00 sularında , vitrin küçük ama güzel sade ayakkabılar vardı. Dersimi almış olmanın verdiği tecrübeyle biraz çekinerek sordum " Bu vitrindeki ayakkabıların 42 numarası varmı ? Genç siyah kısa saçlı, gözleri zekice bakan delikanlı göründüğü gibide zekice bir cevap verdi: Efendim biz vitrine VE RAFLARA 42 numarası olan ayakkabıları koyuyoruz " Tekrar ediyorum çok önemli, belki kendisi bile verdiği cevabın ağırlığı ve sorumluluğunu o sırada fark etmemişti. "EFENDİM BİZ VİTRİNE VE RAFLARA SADECE 42'si OLAN AYAKKABILARI KOYUYORUZ " VAY VAY VAY LAFA BAK DEDİM . BU KADAR SORUMLULUK ÜSTLENEN BİR CÜMLE " VAY VAY VAY . Hadi bakalım bir model beğendim delikanlı müsade istedi hemen bir dakika geçmeden 42 sini getirdi, biraz ayağımı sıkmıştı, 43 numarasını getirebileceğini söyledi , oda biraz bol oldu, a dedim içimden nasıl olacak şimdi ? O sırada kasada oturan zarif , hanım kahve içermisiniz diye sordu bende kabul ettim , kahveciyimdir, kahvesiz duramam , Bende bu sırada delikanlıya ismini sordum , insanlara ismiyle hitap etmeyi severim. " Bora" dedi delikanlı sonra arkasından tam 5 çift ayakkabı getirdi, hiç sıkılmadan . İşin doğrusu hepsinin 42si ayağımı sıktı ama Bora Bey'in ilgisi o kada içtendiki ayakkabıların 43 numarlarını denemeye geçtim. Sonunda ne oldu ? Bora bey 43 numaraların içine bir kösele koyarak tam ayağıma oturtmayı başardı !!! benim almak istediğim 42 numaraların yerine 43 numara tam bana 5 çift ayakkabı sattı !!!!!!!!! EVET SATTI BEN ALMADIM BANA SATMAYI BİLDİ , BENİM YAPTIĞIM TEK ŞEY ONUN BANA SATTIĞI BİRİNCİ ÇİFTİN ARKASINDAN 4 ÇİFT DAHA ALMAK OLDU. Genelde aynı ayakkabıdan 2 veya 3 çift alırım bir daha uğraşmamak için.

BURADAKİ OLAY ÇOK ÖNEMLİ : Müşteriyi Dinlemek , ve onun sorunlarına çözüm bulmak. Olay Ürün satmak değil- kaldıki ayakkabı gibi kişisel ürünlerde olay tamamen kişiselleşiyor. Süpermarket Kasalarındaki gibi personel seçerek olmuyor. TAMAMEN KİŞİSEL
42 numaraya odaklanan diğer dükkanlar işin özünü kaçırdılar onlar 42 numara ayakkabı satmaya odaklandılar. Teklif edip 43 sunsalardı hayır demeyecektim . Ama çözüm ayağıma uygun ayakkabı , MÜŞTERİNİN İHTİYACINI GİDERMEK onuda Bora Bey çözdü ilerisi için dükkanına sadık müşteriler kazandı, kendisini farkında olmayarak yılın satış elemanı ilan etti benim gözümde. TEBRİKLER BORA BEY TEBRİKLER BETA CAPİTOL.

Her iş böyle : MÜŞTERİYLE İLGİLENECEKSİN- müşteriyi dinlemek işin %90 kadarı . ihtiyacını belirlemek- bazen kendiside bilmiyor- kulaktan dolma kahvehane sohbetleriyle alışverişe çıkıyor , bizim görevimiz daha bilimsel yöntemlerle ona doğru çözümleri sunmak . Kalıplar içine tıkılıp kalmamak , aynen 42 numara ayakkabı kalıbı gibi - 43 numarada olabiliyor , oldurmayı bilirseniz . OLDURMAYI BİLMEK
Müşteriyi kazanmak lazım , işte o zaman iş yok diye şikayet edecek zaman bulamazsınız : CEVAP SİZSİNİZ

SAĞLICAKLA KALIN
Ömer Feyzoğlu

2 Temmuz 2010 Cuma

PLYWOOD KORUYUCU SAC KÖŞE ELEMANI



Plywood köşeleri en çabuk darbeden zarar görecek kısımlardır. Bu köşeleri veya bütün kenarları U şeklinde galvaniz sac ile kaplarsanız Plywood yatırımınız daha uzun süre size hizmet verir. Ayrıca Plywoodların şantiyede kolay kesilmelerini önler.

25 Haziran 2010 Cuma

Ramazan Aylarında Fiyatlar nasıl olur ?

Yaklaşan Ramazan ayından önce Orta doğu ülkeleri ve Arabistan, Körfez Ülkeleri siparişlerini azaltırlar. Zaten sıcak olan Ağustos aylarında işler yavaş olur. Ülkemizden bu ülkelere ihracat yavaşlar. Ülkemizdede aynen işler relantide gider.
Fiyatlara baskı azalır.

24 Haziran 2010 Perşembe

Ay sonları niye demir fiyatı kronik olarak artar ?

1-Firmaların KDV devirlerini bir ay ertelemek istediklerinden.
Bir illüzyon bana göre.Bitmeyen nameler şeklinde
2-Yeni gelen ayda fiyat indirimleri kaçınılmaz ise önce yükseltip daha sonra eski fiyattan satma istekleri.
3-Bir gaz daha verip çapari gibi müşteri yakalamak için.

Bu sıralarda çok hoşuma giden bir söz var: "Boş bir çuvalın dik durması zordur"

01.06.2010 "Yaz Hoşgeldin"


Yine bir Pazar günü dedesi ile torunu evde yalnız kalmışlar . Dışardaki sıcakta evde keyif yapmayı cazip hale getirmiş. Dedesi torununa "Haydi şu senin eski çizgi filimlerden bir tane koyda DVDye eğlenelim " demiş.
"Tamam dede aklınla bin yaşa " demiş ve "sıcak havaya uygun bir film var dede hadi başlıyor " diye dedesine seslenmiş.Oturmuşlar yan yana kanepeye başlamışlar filmi seyretmeye .
"KAYIP BALIK NEMO " ...Okyanusun dibinde yaşayan ve annesini erken yaşlarda kaybeden Palyaço balığının hikayesi. Palyaço balığı Nemo neşeli bir balıktır ve annesini bir baraküda taaruzu neticesinde daha yumurta halindeyken kaybettikten sonra hep babası ile vakit geçirmektedir. Günlerden bir gün yine okyanusta oynarlarken bir dalgıç Nemoyu akvaryuma koymak üzere kaçırır. Nemo kendisini bir süs akvaryumunda bulur. Tam bu sırada heyecan başlar Torun sıkı sıkıya dedesine sarılır. "Bak bak dede şimdide kepçeyle akvaryuma birisi yaklaşıyor ... ay ay ay Nemoyu burdanda kaçıracaklar....." ama tam kepçeyle Nemo yakalanmışken arkadaşları yardıma kepçeye doğru hamle yaparlar...aşağıda filmin bu bölümü



" Bak gördünmü yaptıklarını dede nasılda Nemoya yardım ettiler vay vay vay... ne numara yani hani yine yakalandı ama bir numara öğrenmiş oldu ... arkadaşlarından...... kepçe yukarı giderken aşağı yüzecekmiş ama kendi gücü yetmeyince arkadaşları yardım ettiler..."

"Evet ya bak gördünmü örgütlenince neler oluyor... balıklar bile kendi aralarında yardıma koşuyorlar..."

Filim devam ettikçe heyecan artmış en sonunda babası tam nemoyu bulmuşken bu sefer büyük bir balık sürüsü bir trolün ağlarına yakalanmışlar .Balıklar kurtulmak için yukarı doğru yüzmeye başlamışlar . Trol yukarı çıktıkça balıklar doğal olarak yukarı hareket ediyorlarmış. Trol balıkları toplamış tam yukarı alırken Nemo daha önce öğrendiği numarayı babasına anlatmış... Filmin bu bölümüde aşağıda.


"Ya bak dede yine o numarayı yapıyorlar hem bu sefer dahada çoklar güçleri tam yerinde ....bak bak becerdiler kaçmayı.."
Dedesi: " Tabii ya , bak yine örgütlenmiş balıklar... hem dahada çoklar....her biri kendi kafasına göre hareket etseydi akşama yine "hamsiyi koydum tavaya "olacaktı.. Birlikten güç doğar oğlum anladınmı ?

" Tabii dede bunu bilmiyecek ne var mahalledeki bütün çocuklar dondurmacıya bile beraber gidince dondurmacı bize top başına 50 kuruş indirim yapıyor...yalnız gidersem topunu 1 tl den alıyorum... ama bütün mesele zaten arkadaşları toplayıp beraber gitmekte ....bazen çok zor oluyor... bazıları kendi kafasına hareket edince olmuyor... Ama en güzel örnek şu Palyaço balığı o bile başarmış ; şu balıklara aşağı yüzmesini öğretmiş "

Filmin sonunda Nemo ile babası tekrar beraber olmanın mutluluğunu yaşarlarken bizim dedede okyanus şırıltılarının etkisiyle bir güzel ikindi uykusuna dalmış....

Bu bir hikaye ister inan ister inanma ama hikayesizde kalma, al bir NEMO filmi tak dvd'ye al çocukları yanına , bak keyfine !!!

Kıssadan Hisse: Tüketiciler nasıl örgütlenecekler ?? Üreticilerin gücüne yetişip fiyatlara baskı yapabileceklermi ??? Nasıl ???

Yazan : Ömer Feyzoğlu (Yukarda resimdeki- Yeni bir hikayeden önce ilham alırken )

29.04.2010


29.04.2010 Her sabah olduğu gibi bu sabahta ilkokul öğrencisi Ahmet özenle hazırlanmış, saçlarını taramış, çantasını toparlamış ve okuluna girmiş. Sınıf sıralarında öğretmeninin girişini heyecanla beklemiş. Öğretmen her sabah olduğu gibi sınıfı güleryüzle karşılayıp "Türküm, doğruyum, çalışkanım, Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir......" öğrenci andının ardından bir bilmece sormuş . Bakalım kim bilecek bunu demiş: " Bir günde fiyatı 70 tl/ton artan bir ürün söyleyin bana " demiş. Sınıf düşünmüş düşünmüş düşünmüş çok zor soru .....ama Ahmet atılmış çok kolay öğretmenim, bunu bilmeyecek ne var çocuk oyuncağı... benim babam demirci... onun için mutlaka demirdir...sabah akşam evde elinde yoyo hiç durmadan oynar , ordan biliyorum , hem babam diyorki bu kadar inip çıkmasa zor para kazanırmış " demiş ve öğretmeninden aldığı büyük aferinle akşama kadar mutlu bir şekilde günü tamamlamış.
Bu bir hikaye ister inan ister inanma ama masalsızda kalma, al bir yoyo veeeee fazla kafaya takma..

Yazan: Ömer Feyzoğlu

20.04.2010

20.04.2010 Pazar şartları / fiyat dengesi nedir : iktisat teorisindede belirtildiği gibi arz edilen malzemeyle , aynı malzeme için talebin birleştiği nokta denge fiyatıdır . Bu birleşim denge fiyatında alışveriş olur. Dengeler bir sebeple bozulduğu zaman iş rayından çıktığı zaman , tarih bize göstermektedirki , düzeltmeler gerçekleşir.

" Su akar yolunu bulur " sözü buna en güzel benzetmedir.

Yukarıdaki grafiktende görüleceği üzere 2008 senesinde işler rayından çıkmış ve volkan gibi patlama yaşanmış ve 2008 senesi Ekim ayında dibe oturarak "su yatağına" çakılmıştır. 2008 Kasım ayında kendisini yine üst seviyelere taşımak istesede talep eksikliğinden kısa sürede aynı yatağa 2008 Aralık ayında taşımıştır.
Bu tarihten sonra Turuncu dolar Grafiğindende görüleceği üzere 2010 Mart Ayına kadar dengeli bir akış göstermiştir. 2010 Mart ayında fabrikaların yapmış oldukları hurda alışverişleri sonucunda hurda fiyatlarının 450$ seviyelerine ulaştığı gerekçesiyle zamlar birbirini kovalamış ve 2010 Mart ayında yine işler normal rayından çıkarak demir fiyatları zirve yapmıştır. Daha önceleri yaşandığı üzere Arz cephesinden gelen fiyat tekliflerine talep oluşmamış ve 2010 Nisan ayında her gün arka arkaya irtifa kayıpları yaşanmaya devam etmektedir. Demir fiyatları yatağını hangi seviyelerde bulacaktır ? Denge fiyatı = arz talep buluşması hangi fiyatta oluşacaktır ? Bu fiyat inşaatçıyı mutlu edecekmidir ? Sorunun cevabını hep birlikte izleyip göreceğiz. Grafik haklı çıkıp su yatağını bulacakmı ? yoksa grafiğin düzeni bozulacakmı ??

Son Söz :
"Aldanmanın en emin yolu , kendini başkalarından daha kurnaz sanmaktır"

28.03.2010


28.03.2010 Çapari nedir....nasıl balık tutulur....Ustadan küçük bir hikaye.






Hafta sonu gelince bizim yaşlı amca ile torunu balığa istavrit tutmaya gitmişler......

Torun hafta sonu sıkılmış dedesine: "Dedeciğim bu pazar ne olur balığa götür beni, balık hiç tutmadım , bana öğretirmisin ? demiş.
Dedesi dünden razı yeterki evden çıkacak bahane olsun ( eşinin dırdırı hiç bitmezmiş) "Olur olur, yeterki sen iste" demiş. " Ama ondan önce okul ödevlerini yaptın mı " diye sormayı da ihmal etmemiş , torundan cevap müsbet gelince başlamış takımları hazırlamaya. İçindende güzel bir "hamsiyi koydum tavaya" söylemeye başlamış ; aradada "hamsiyi" istavrite çevirip söylüyormuş. " İstavriti koydum tavaya, başladı oynamaya "

Torun duymuş , merak edip sormuş: "dedeciğim istavrit nedir " diye sormuş .
Dedesi eski bir balıkçı olarak sadece balıktır demekle yetinmek istememiş ve detaylı bir şekilde :
"Oğlum istavrit bir çeşit balıktır. Vücut yandan hafifçe yassı ve uzuncadır. Yan çizgi kuyruktan vücudun yarısına kadar düz olup, sonra yukarıya doğru eğik olarak devam eder. Renk sırtta grimsi açık kahverengi, yanlarda mavimsi gümüşi, karında ise beyazdır. Yan çizgi boyunca 69-79 arasında değişen kemiksi pul bulunur" diye anlatmış


Oooooooooooooo demiş torunu " nasıl yakalayacağız peki ? "
Dedesi : "onu sana sandalda takımları açınca anlatırım" demiş ve yola sahile gitmek için yola koyulmuşlar. Sahilde bir küçük kayık kiralayıp dedesi hafifçe küreklere asılmış.
Bir süre sonra Marmara denizinde diğer balıkçılar gibi yerlerini almışlar.

Dedesi takım çantasındaan çaparileri çıkarmış. Çaparinin beyaz tüylerini görünce torunu çok heyecanlanmış: "Dede bunlar ne güzelde parlıyorlar..peki ne işe yarıyorlar ? diye sormuş.

"Oğlum buna çapari denir özellikle istavrit balığı avlamaya yarar . İstavrit avı kolay, zahmetsiz ve hareketlidir. İyi kullanıldığında tüm kösteklerdeki iğneler balıkla dolabilir. Av mahalline gelindiğinde çapari dikkatlice ve yavaşça denize koyarız. 5 kulaçtan sonra çapari dibi buluncaya kadar, oltayı tutan kol aşağıdan yukanya doğru yumuşakça kaldırılıp, indirilerek balık sürüsünün kaç kulaçta olduğu aranır. Balıklar tüylü kösteklerdeki iğnelere atlayıp takılmaya başlayınca o seviyede olta yine bir-iki kez yumuşakça indirilip kaldırılır. Bu suretle hem çaparinin dolması sağlanır, hem de balığın bulunduğu derinlik tespit edilmiş olur. Hep aynı yere indirebilmek için oltayı yukarı almadan o anda elde tutulan bölümüne kolay çözülebilecek bir ilmik atılıp işaretlenir . " demiş.



Bunu dinleyen torununun ağzı açık kalmış " Ne diye bu balık bu iğnelere atlasınki dede yiyecek bir şey yokki sadece tüy var onunda kokusu yok"

"Oğlum iyide görüntüsü var işte , o tüyler denizin karanlıklarında kaçmaya çalışan çok küçük balıkları andırdığı için istavritte buna kanıp o küçük balıkları yemek sanıp atlıyor işte... küçük balıklar kaçarken istavritte bir daha bulamam geri gelmez diye atlıyor. Hele bir tanesi atladımı diğerlerininde kendine güveni geliyor .Olta bir aşağı bir yukarı hareket edince balıkta pisikolojik olarak etkileniyor. Atlamaktan başka çaresi kalmıyor. Atlayıncada zaten çok geç. Bizde onu yukarı çekiyoruz. ..olta yavaşça yukarı çekilir. İstavritin ağzı kolaylıkla yırtıldığı için oltayı hızlı çekmemek lazımdır. ( yırtılıpta kaçarsa diğerlerine belki haber verir diye birazda dalga geçmiş ) lğnelere beyaz renkte hindi, kaz veya martının kuyruk, kanat tüyleri bağlanır .hangisi çekici geliyorsa onu tercih edebilirsin " diye sözünü bitirmiş.

"Peki dede istavritler bittiğinde ne olacak , ya motor sesini duyupta kaçarlarsa , bak vapur geçiyor yanımızdan."

"Ne olacak hiç bir şey olmayacak ,balıkçının takım çantasında senaryosu bitmez, bizde başka olta kullanıp başka balık tutacağız be oğlum. Ustanın takımında oltamı eksik olacak yemleri değiştirip balığa devam edeceğiz. Denizde midyemi bitti, içini açıp yem yapacağız , izmarit tutacağız."

"Vay be dede sende ne ustaymışsın yani .....iyi kandırıyorsun beni ....balıkçının palavrası çok olur diye duymuştum ama bu kadarını ben çocuk olsamda yutmam " ...


Bu bir hikaye ister inan ister inanma !!! Ama balıksızda kalma ....

Yazan:Ömer Feyzoğlu

29.01.2010

29.01.2010 Öğrencilerin 15 günlük tatile çıkmasıyla ve karların düşmesiyle beraber patron babalarda tatilin keyfini çıkarıyorlar.Aradan bir hafta geçince demir fiyatlarıda sakin havanın etkisiyle tahmin edildiği üzere fazla gazını kaçırmış görünüyor. Ay başındaki fiyatlarla karşılaştırıldığında makul seviyelere gelmiş görünüyor.Tekrar değerlendirme zamanı. Her zamanki gibi "daha düşermi" diye soranlar olacak. Cevap olabilir !!! ama düşüşlerle çıkışların asimetrik olduğunu artık burdan anlatmamıza fazla gerek yok ama yinede belirtmekte yarar var. Veya bir başka soruyla cevaplamaya çalışalım:Düşünce ne kazanırım Çıkınca ne kaybederim ?
Risk faktörüne göre satın alma veya bekleme kararı verilecek. Hele hele sadece 1 TIR malzemesi olanların bu bekleme sürecine bir anlam vermiş değiliz.
"Kuzguna yavrusu Şahin" misali olsa gerek !!! Kimse alınmasın....

28.01.2010

İstanbul Kar manzaralarının arasında internette ilginç ne var diye bakarken bu fıkra gözüme takıldı:

MAAX...!

Oldukça varlıklı döşenmiş bir oturma odası, geniş bir cam sehpa, ev sahibi bir koltukta, misafiri karşısında oturuyormuş. Misafirin koltuğunun hemen yanında evin köpeği (iri bir köpek ). Misafirin karnı hayli şişkin, nerdeyse konuşurken bile barsaklarının gerginliğini hissediyor. Üç laf, beş laf derken caart diye bir ses.
Ev sahibi: - Maax diye sert bir şekilde sesleniyor köpeğine.
"Oohh atlattık, adam köpek yaptı zannetti" diye düşünüyor misafir. Bir süre idare ettikten sonra, huylu huyundan vazgeçmez misali bir caartt daha.
- Maaax ! "Bu sefer de atlattık " diye rahatlıyor misafir. Gel gelelim adamın içi kötü. Durmuyor ki durduğu gibi. Bir caaartt daha.
- Maxxx, aptal köpek !
Adam tepene edecek sen hala aynı yerde duruyorsun !!

Gazı kaçan demir fiyatları gibi ..........diye aklımdan geçirmeden duramadım ....
*************************************************************************************
ve anlamlı bir şiirle günü sona erdirdik...........................

Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken;
bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
Hayat her zaman cömert davranmaz bize.
Tersine çoğu kez zalimdir.
Her zaman aynı fırsatları sunmaz.

Toyluk zamanlarını ödetir, hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız
aşkların hazin hatırasıyla kalırız bir gün...

Bir akşam üstü yanımızda kimsecikler olmaz;
Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir...

"Murathan Mungan"

2009 Senesi sonu Yorumu

25.12.2009 Bazı yorumlara cevap: Evet bizim düşüncemiz senelik dolar bazında %16,90 artacak bir yatırımdan başka alternatif yatırımlar yokmu ? Var..ayrıca kısa dönem iniş çıkışlardada demir yatırımcılarının eksik bilgilerinden dolayı hata yapma payları çok yüksek . 2008 senesinin tekrarının olacağını düşünerek yatırım yapanların 2008 Kasım aylarında nasıl yanlış yatırım yaptıkları ortada. Yatırım yaparken diğer yatırım araçlarınıda göz önünde bulundurmak lazım. Ayrıca metallere yatırım yapmak isteniyorsa sadece demir yok ; demir yelpazenin en dip noktasında bulunan bir ürün daha güzel metaller var. Bakır,nikel,çinko...vs .Ayrıca yatırım yaparken bu metalleri fiziksel olarak almanızada gerek yok. Ayrıca daha güzel tarafı malın bütün bedelinide ödemenize gerek yok. Sadece belirli miktarda teminat gösterek artışlara/zararlara talip oluyorsunuz. Bakırın 2008-2009 senesi artışı bu sırada %100 civarında !!!! (2009 yılı emtialar için 1973’ten beri en yüksek getirilerin sağlandığı yıl oldu. Petrol fiyatları en düşüğüne göre yaklaşık %100, bakır ise %140 arttı. 2010 yılı için bu kadar iyi bir tabloyu açıkcası kimse beklemiyor. Çünkü 2009 yılı için fiyatları sürükleyen ana etken ucuz fiyatlardan özellikle Çin’in yaptığı alımlardı. 2010 yılı için ise fiziki arz talep dengesinin fiyatlar üzerinde etkili olması bekleniyor)demirden gözleri kör olanlar artık göz yaşlarınızı silin dünyaya başka gözlüklerle bakınız. Yeni seneye girerken yeni okyanuslara açılınız..sınırları geçin yoksa sınırlar içinde size sunulan eksik bilgilerle yanlış yatırım yapmaktan sizi kimse koruyamaz.
Yazan: Ömer Feyzoğlu

Üretimin demir fiyatlarına etkisi - Kapasite sorunu-İhracat


Uzaklardamı uzak bir köy varmış..... Bu köyde yaşlı amcayla torunu yaşarlarmış....Yaşlı amca bahçeyle uğraşır ...kümese bakar...sebze yetiştirirmiş....Kümesinde oldukça çok tavuğu varmış ....
Sabah oldumu güzel sesli horozu öter...tavukları iş başına çağırırmış...... Tavuklarda bu güzelimmi güzel horozun sesinin etkisiyle var güçleriyle güne başlar ve yumurtalarını özenle kümesin bir köşesine yerleştirirlermiş........gıtgıtgıdak...yumurtam sıcak.....
Yine böyle bir günde torunu kahvaltı masasında dedesine sormuş...
:" Dedeciğim her sabah ben bir yumurta yiyorum ,sen iki yumurta yiyorsun , tavuklarda iyi kötü ortalama 30 yumurta yapıyorlar....Toplam 3 yumurta yiyoruz....27 yumurta fazla kalıyor sende onları pazarda köy meydanında satmaya çalışıyorsun değilmi " diye sormuş.....
Yaşlı amcanın torununun bu matematik sorusu çok hoşuna gitmiş....
"Sen kaça gidiyordun oğlum ? " diye sormuş
"3.sınıfa dedeciğim"
"İyi öğretmiş sana sınıf öğretmenin bu matematiği"
"Evet dedeciğim....öğretmenimi çok seviyorum ... her dediğini çok dikkatli dinliyorum "

"Çok iyi oğlum " demiş dedesi ve devam etmiş...
"Güzelde pazar gününe kadar kaç gün var oğlum ? haftada bir gün pazar oluyor köyde, yani 7 gün 27 yumurta artıyor değilmi ? ""Evet dedeciğim " Yani 27x3 =olacak değilmi ? o zaman pazar gününe kadar 81 yumurta birikecek...."

"Doğru oğlum ....ama pazarda 81 yumurtayı satmak kolay değil eskisi gibi kalabalık yok...zaten kışta geldi.......ev hanımları soğukta zor pazara gelir oldular...pazar dönüşü yumurtalar elde kalıyorlar"
"Anladım dedeciğim ...o zaman ben biraz fazla yerim ...sende bir iki tane fazla yersin ...hepsini bitiririz...olmazmııııııııııııııııı ??? ""Olmaz oğlum ...o zaman kurdeşen olursun... olurmu öyle şey....yapılacak tek şey var !!!! "
"Anlamadım dede bize bunu öğretmenimiz öğretmedi....nedir o ? "

"Oğlum çok basit....ya yumurtalar bozulacak...yada tavukları azaltacağız....yada yumurta fiyatlarını düşüreceğiz ; düşürsekte insanların zorla yumurta ucuz diye fazla yiyecek halleride yok...o zaman tavukları azaltmaktan başka çare yok...."
"aaaaaaaaaa dedeciğim herşey güzelde ya bu işe horoz ne diyecek ? "

Groupenerji.com

6 Haziran 2010 Pazar

PLYWOOD KORUYUCU SAC KÖŞE ELEMANI


Plywood köşeleri en çabuk darbeden zarar görecek kısımlardır. Bu köşeleri veya bütün kenarları U şeklinde galvaniz sac ile kaplarsanız Plywood yatırımınız daha uzun süre size hizmet verir. Ayrıca Plywoodların şantiyede kolay kesilmelerini önler.