Decktropic Decking Kompozit Ahşap Deck
9 Temmuz 2010 Cuma
SİGARA YASAĞI VE KURAL DELİNEBİLİRLİĞİ
İstanbul'da bazı lokantalar sigara yasağını delmeye başladılar bile. Bunlar üstü kapalı bahçelerinde etrafı açık olduğu gerekçesiyle sigara içmek isteyen müşterilerine içebilirsiniz yanıtını vermekteler. Bir kişi sigara içmeye başladığı zaman o mekan maalesef temiz hava Kalitesini kaybetmektedir. Sigara dumanını lokalize etmek imkansız olduğu için içmeyenler otomatik olarak pasif içici durumuna düşüp kanser riskine maruz kalmaktadırlar. Buna müsamaha gösteren lokanta sahipleri sigara kullanmayan müşterilerine saygısızlık göstermiş olmuyorlarmı peki ? Çok güzel iyi niyetle uygulamaya konmuş olan bir MEDENİ kural maalesef cahil ellerde delinmektedir. Sigara içmek isteyenler içmeye devam edebilirler buna bizim saygımız var, fakat diğer vatandaşların sağlığını tehlikeye atmak pahasına değil. SİGARANIDA YAKMA BENİDE YAKMA ,DAHA SAĞLIKLI BİR TÜRKİYE İÇİN , lütfen uyaralım
4 Temmuz 2010 Pazar
Yatırım Yapılabilirlik - Satış Yönetim ve Pazarlama
Haziran ayını geride bırakırken demirin niye bir yatırım aracı olduğunu düşünüyorum. Diğer inşaat malzemeleri niye spekülatif bir yatırım aracı olarak değerlendirilmiyorda demir değerlendiriliyor. Demirin sirkülasyonu çok fazla hemen her dakika nakite çevirilebilir,anında müşteri bulunabilir bir araç olmasından kaynaklanıyor, spesifikasyonları standart buda demiri yatırım aracı olarak yapıyor, birde maalesef kayıt dışısı yaygın bir malzeme , buda demir cazip kılıyor !!! MAALESEF - YİNEDE BEN YATIRIM ARACI OLARAK NİTELENDİRMİYORUM-
Yorucu bir Haziran ayının sonunda çocukların yaz tatiline çıkmasıyla boşalan İstanbulda kişisel gereksinimlerimi halletmenin daha kolay olacağını düşünerek eskiyen ayakkabılarımı yenilemeye , alışverişe çıkmaya karar verdim. Cumartesi günü 03.07.2010 tarihinde işlerin öğleden sonra relantide olma bahanesiyle işten kaytarıp kendime izin veriyorum. Ayakkabı numaram 42 herhalde dünyada en çok giyilen bir ayakkabı numarası. İlk önce Kadıköye yakın Optimum alışveriş merkezine arabayla gidiyorum . Girdiğim 6 ya yakın mağazada raflarda olan ayakkabıların 42 numaraları yok !!! Ordan Çıkıyorum Tepe Nautilus alışveriş merkezine aman Allahım bana niye 42 numara ayaklar verdim nedir benim günahım yalın ayak yürüsem daha iyi takunya filan giyeyim bari oradada sonuç aynı ; tezgahtarların havasıda bir başka " indirimdeyizde ondan kalmadı " Yahu indirim isteyen kim ayağıma giyecek raflara koyduğunuz modelleri istiyorum o kadar !!! numaralar yoksa bari yazın , zahmet edip mağazalara girip sizleri meşgul etmeyelim !!! Ordan çıkıyorum Carrefour Ümraniye alışveriş merkezine , vay vay vay başıma gelenler , bu memlekette meğer hiç kimse 42 numara ayakkabı giymezmiş ; herkes yalın ayak . Desa mağazasına gidiyorum güzel zarif bir mokasen var , etikete bakıyorum 200+ tamam diyorum , bundan vardır fiyatı pahalı satmak isteyecekleri üründür . Oda ne 42si yok. Allah akıl versin , o kadar aylık kira veriyorsunuz sonra satacak ürününüz yok, ay sonundada satışlar az diye şikayet ediyorsunuz. !!! Cumartesi gününü ayağıma giyecek bir çift ayakkabı alamadan , cüzdanımdaki paraların şişkinliğinin verdiği mutlulukla tamamlıyorum .
Ama inatçıyım Pazar günü kafaya taktım yine deneyeceğim.
Pazar günü sabah saat 10 olmadan Capitol alışveriş merkezine doğru arabayla yola çıkıyorum. Geç olmadan gideyim istiyorum 42 numaralar kapışılmadan orda olmak istiyorum . Oda ne otoparkta yeller esiyor bomboş, tamam diyorum şanslıyım kimseler daha gelmemiş . İlk durağım ikinci kattaki Divaresse dükkanı oluyor. Genç delikanlı " Gördüğünüz ürünler klassik ürünlerdir, her zaman mağazamızda bulabilirsiniz " diye bana kasılarak hava atıyor. Yani kardeşim benim yaşım 52 ,seninkide olsun 28 neyine güvenipte caka satıyorsun ? (FAZLA KAFAYA TAKMIYORUM -ama buraya yazacak kadar hatırlıyorum) Oh ne güzel diyorum şunun 42sini deneyeyim o zaman ; delikanlı cevap veriyor hevesle , sanki satış yapamayanlara prim verirlermiş gibi " o modelin 42 si kalmadı maalesef " Peki diyorum şunun 42si varmı ?? Cevap aynı . Sanki Mağaza sahibine süikast hazırlamak maharetmiş gibi pişmiş bir sırıtmayla . Ya diyorum içimden ; bana ne be kardeşim senin mağazan sen veriyorsun kirasını sen düşün ay sonunu , sonra müşteri az diye şikayet etme ! Sonra teşekkür ederek ayrılıyorum dükkandan , arkamdanda alaycı konuşmaları kulağıma geliyor ,ama fazla büyütmüyorum. Yok olan modelleri beğenmemişim , çok seçiciymişim filan falan. Tabiiki seçeceğim dayatmayla işimiz yok serbest ekonomi bu demek zaten . Seçim sadece ürün değil , ticaretemizi nereye lütfedeceğimiz kararı !!! Ya be kardeşim sen maaşını sattığın ayakkabılardan çıkarıyorsun , bana satsan ne olur satmasan ne olur , ben bu ayakkabıyı nasıl olsa alırım dünyanın her yerinden !!! ama bir gün gelir internet çıkar ,insanlar tecrübelerini çok kolay bir şekilde aktarmaya başlarlar, sonra müşteriler bir dükkana daha çok rağbet gösterirler sende merak edersin , niye patron dükkanı kapattı diye. Çalıştığın dükkanı patrondan daha fazla sahipleneceksin ,müşteriye özen göstereceksin , bu senin hayat felsefen olacak, sırtın yere gelmez, patron bir dükkan kapatır bir dükkan açar , sense bir dükkandan bir dükkana patronları suçlayarak gezgin gibi dolaşırsın.
Herneyse Capitolde dükkan çok çıktım en üst kata Beta mağazasına 04.07.2010 saat 11.00 sularında , vitrin küçük ama güzel sade ayakkabılar vardı. Dersimi almış olmanın verdiği tecrübeyle biraz çekinerek sordum " Bu vitrindeki ayakkabıların 42 numarası varmı ? Genç siyah kısa saçlı, gözleri zekice bakan delikanlı göründüğü gibide zekice bir cevap verdi: Efendim biz vitrine VE RAFLARA 42 numarası olan ayakkabıları koyuyoruz " Tekrar ediyorum çok önemli, belki kendisi bile verdiği cevabın ağırlığı ve sorumluluğunu o sırada fark etmemişti. "EFENDİM BİZ VİTRİNE VE RAFLARA SADECE 42'si OLAN AYAKKABILARI KOYUYORUZ " VAY VAY VAY LAFA BAK DEDİM . BU KADAR SORUMLULUK ÜSTLENEN BİR CÜMLE " VAY VAY VAY . Hadi bakalım bir model beğendim delikanlı müsade istedi hemen bir dakika geçmeden 42 sini getirdi, biraz ayağımı sıkmıştı, 43 numarasını getirebileceğini söyledi , oda biraz bol oldu, a dedim içimden nasıl olacak şimdi ? O sırada kasada oturan zarif , hanım kahve içermisiniz diye sordu bende kabul ettim , kahveciyimdir, kahvesiz duramam , Bende bu sırada delikanlıya ismini sordum , insanlara ismiyle hitap etmeyi severim. " Bora" dedi delikanlı sonra arkasından tam 5 çift ayakkabı getirdi, hiç sıkılmadan . İşin doğrusu hepsinin 42si ayağımı sıktı ama Bora Bey'in ilgisi o kada içtendiki ayakkabıların 43 numarlarını denemeye geçtim. Sonunda ne oldu ? Bora bey 43 numaraların içine bir kösele koyarak tam ayağıma oturtmayı başardı !!! benim almak istediğim 42 numaraların yerine 43 numara tam bana 5 çift ayakkabı sattı !!!!!!!!! EVET SATTI BEN ALMADIM BANA SATMAYI BİLDİ , BENİM YAPTIĞIM TEK ŞEY ONUN BANA SATTIĞI BİRİNCİ ÇİFTİN ARKASINDAN 4 ÇİFT DAHA ALMAK OLDU. Genelde aynı ayakkabıdan 2 veya 3 çift alırım bir daha uğraşmamak için.
BURADAKİ OLAY ÇOK ÖNEMLİ : Müşteriyi Dinlemek , ve onun sorunlarına çözüm bulmak. Olay Ürün satmak değil- kaldıki ayakkabı gibi kişisel ürünlerde olay tamamen kişiselleşiyor. Süpermarket Kasalarındaki gibi personel seçerek olmuyor. TAMAMEN KİŞİSEL
42 numaraya odaklanan diğer dükkanlar işin özünü kaçırdılar onlar 42 numara ayakkabı satmaya odaklandılar. Teklif edip 43 sunsalardı hayır demeyecektim . Ama çözüm ayağıma uygun ayakkabı , MÜŞTERİNİN İHTİYACINI GİDERMEK onuda Bora Bey çözdü ilerisi için dükkanına sadık müşteriler kazandı, kendisini farkında olmayarak yılın satış elemanı ilan etti benim gözümde. TEBRİKLER BORA BEY TEBRİKLER BETA CAPİTOL.
Her iş böyle : MÜŞTERİYLE İLGİLENECEKSİN- müşteriyi dinlemek işin %90 kadarı . ihtiyacını belirlemek- bazen kendiside bilmiyor- kulaktan dolma kahvehane sohbetleriyle alışverişe çıkıyor , bizim görevimiz daha bilimsel yöntemlerle ona doğru çözümleri sunmak . Kalıplar içine tıkılıp kalmamak , aynen 42 numara ayakkabı kalıbı gibi - 43 numarada olabiliyor , oldurmayı bilirseniz . OLDURMAYI BİLMEK
Müşteriyi kazanmak lazım , işte o zaman iş yok diye şikayet edecek zaman bulamazsınız : CEVAP SİZSİNİZ
SAĞLICAKLA KALIN
Ömer Feyzoğlu
Yorucu bir Haziran ayının sonunda çocukların yaz tatiline çıkmasıyla boşalan İstanbulda kişisel gereksinimlerimi halletmenin daha kolay olacağını düşünerek eskiyen ayakkabılarımı yenilemeye , alışverişe çıkmaya karar verdim. Cumartesi günü 03.07.2010 tarihinde işlerin öğleden sonra relantide olma bahanesiyle işten kaytarıp kendime izin veriyorum. Ayakkabı numaram 42 herhalde dünyada en çok giyilen bir ayakkabı numarası. İlk önce Kadıköye yakın Optimum alışveriş merkezine arabayla gidiyorum . Girdiğim 6 ya yakın mağazada raflarda olan ayakkabıların 42 numaraları yok !!! Ordan Çıkıyorum Tepe Nautilus alışveriş merkezine aman Allahım bana niye 42 numara ayaklar verdim nedir benim günahım yalın ayak yürüsem daha iyi takunya filan giyeyim bari oradada sonuç aynı ; tezgahtarların havasıda bir başka " indirimdeyizde ondan kalmadı " Yahu indirim isteyen kim ayağıma giyecek raflara koyduğunuz modelleri istiyorum o kadar !!! numaralar yoksa bari yazın , zahmet edip mağazalara girip sizleri meşgul etmeyelim !!! Ordan çıkıyorum Carrefour Ümraniye alışveriş merkezine , vay vay vay başıma gelenler , bu memlekette meğer hiç kimse 42 numara ayakkabı giymezmiş ; herkes yalın ayak . Desa mağazasına gidiyorum güzel zarif bir mokasen var , etikete bakıyorum 200+ tamam diyorum , bundan vardır fiyatı pahalı satmak isteyecekleri üründür . Oda ne 42si yok. Allah akıl versin , o kadar aylık kira veriyorsunuz sonra satacak ürününüz yok, ay sonundada satışlar az diye şikayet ediyorsunuz. !!! Cumartesi gününü ayağıma giyecek bir çift ayakkabı alamadan , cüzdanımdaki paraların şişkinliğinin verdiği mutlulukla tamamlıyorum .
Ama inatçıyım Pazar günü kafaya taktım yine deneyeceğim.
Pazar günü sabah saat 10 olmadan Capitol alışveriş merkezine doğru arabayla yola çıkıyorum. Geç olmadan gideyim istiyorum 42 numaralar kapışılmadan orda olmak istiyorum . Oda ne otoparkta yeller esiyor bomboş, tamam diyorum şanslıyım kimseler daha gelmemiş . İlk durağım ikinci kattaki Divaresse dükkanı oluyor. Genç delikanlı " Gördüğünüz ürünler klassik ürünlerdir, her zaman mağazamızda bulabilirsiniz " diye bana kasılarak hava atıyor. Yani kardeşim benim yaşım 52 ,seninkide olsun 28 neyine güvenipte caka satıyorsun ? (FAZLA KAFAYA TAKMIYORUM -ama buraya yazacak kadar hatırlıyorum) Oh ne güzel diyorum şunun 42sini deneyeyim o zaman ; delikanlı cevap veriyor hevesle , sanki satış yapamayanlara prim verirlermiş gibi " o modelin 42 si kalmadı maalesef " Peki diyorum şunun 42si varmı ?? Cevap aynı . Sanki Mağaza sahibine süikast hazırlamak maharetmiş gibi pişmiş bir sırıtmayla . Ya diyorum içimden ; bana ne be kardeşim senin mağazan sen veriyorsun kirasını sen düşün ay sonunu , sonra müşteri az diye şikayet etme ! Sonra teşekkür ederek ayrılıyorum dükkandan , arkamdanda alaycı konuşmaları kulağıma geliyor ,ama fazla büyütmüyorum. Yok olan modelleri beğenmemişim , çok seçiciymişim filan falan. Tabiiki seçeceğim dayatmayla işimiz yok serbest ekonomi bu demek zaten . Seçim sadece ürün değil , ticaretemizi nereye lütfedeceğimiz kararı !!! Ya be kardeşim sen maaşını sattığın ayakkabılardan çıkarıyorsun , bana satsan ne olur satmasan ne olur , ben bu ayakkabıyı nasıl olsa alırım dünyanın her yerinden !!! ama bir gün gelir internet çıkar ,insanlar tecrübelerini çok kolay bir şekilde aktarmaya başlarlar, sonra müşteriler bir dükkana daha çok rağbet gösterirler sende merak edersin , niye patron dükkanı kapattı diye. Çalıştığın dükkanı patrondan daha fazla sahipleneceksin ,müşteriye özen göstereceksin , bu senin hayat felsefen olacak, sırtın yere gelmez, patron bir dükkan kapatır bir dükkan açar , sense bir dükkandan bir dükkana patronları suçlayarak gezgin gibi dolaşırsın.
Herneyse Capitolde dükkan çok çıktım en üst kata Beta mağazasına 04.07.2010 saat 11.00 sularında , vitrin küçük ama güzel sade ayakkabılar vardı. Dersimi almış olmanın verdiği tecrübeyle biraz çekinerek sordum " Bu vitrindeki ayakkabıların 42 numarası varmı ? Genç siyah kısa saçlı, gözleri zekice bakan delikanlı göründüğü gibide zekice bir cevap verdi: Efendim biz vitrine VE RAFLARA 42 numarası olan ayakkabıları koyuyoruz " Tekrar ediyorum çok önemli, belki kendisi bile verdiği cevabın ağırlığı ve sorumluluğunu o sırada fark etmemişti. "EFENDİM BİZ VİTRİNE VE RAFLARA SADECE 42'si OLAN AYAKKABILARI KOYUYORUZ " VAY VAY VAY LAFA BAK DEDİM . BU KADAR SORUMLULUK ÜSTLENEN BİR CÜMLE " VAY VAY VAY . Hadi bakalım bir model beğendim delikanlı müsade istedi hemen bir dakika geçmeden 42 sini getirdi, biraz ayağımı sıkmıştı, 43 numarasını getirebileceğini söyledi , oda biraz bol oldu, a dedim içimden nasıl olacak şimdi ? O sırada kasada oturan zarif , hanım kahve içermisiniz diye sordu bende kabul ettim , kahveciyimdir, kahvesiz duramam , Bende bu sırada delikanlıya ismini sordum , insanlara ismiyle hitap etmeyi severim. " Bora" dedi delikanlı sonra arkasından tam 5 çift ayakkabı getirdi, hiç sıkılmadan . İşin doğrusu hepsinin 42si ayağımı sıktı ama Bora Bey'in ilgisi o kada içtendiki ayakkabıların 43 numarlarını denemeye geçtim. Sonunda ne oldu ? Bora bey 43 numaraların içine bir kösele koyarak tam ayağıma oturtmayı başardı !!! benim almak istediğim 42 numaraların yerine 43 numara tam bana 5 çift ayakkabı sattı !!!!!!!!! EVET SATTI BEN ALMADIM BANA SATMAYI BİLDİ , BENİM YAPTIĞIM TEK ŞEY ONUN BANA SATTIĞI BİRİNCİ ÇİFTİN ARKASINDAN 4 ÇİFT DAHA ALMAK OLDU. Genelde aynı ayakkabıdan 2 veya 3 çift alırım bir daha uğraşmamak için.
BURADAKİ OLAY ÇOK ÖNEMLİ : Müşteriyi Dinlemek , ve onun sorunlarına çözüm bulmak. Olay Ürün satmak değil- kaldıki ayakkabı gibi kişisel ürünlerde olay tamamen kişiselleşiyor. Süpermarket Kasalarındaki gibi personel seçerek olmuyor. TAMAMEN KİŞİSEL
42 numaraya odaklanan diğer dükkanlar işin özünü kaçırdılar onlar 42 numara ayakkabı satmaya odaklandılar. Teklif edip 43 sunsalardı hayır demeyecektim . Ama çözüm ayağıma uygun ayakkabı , MÜŞTERİNİN İHTİYACINI GİDERMEK onuda Bora Bey çözdü ilerisi için dükkanına sadık müşteriler kazandı, kendisini farkında olmayarak yılın satış elemanı ilan etti benim gözümde. TEBRİKLER BORA BEY TEBRİKLER BETA CAPİTOL.
Her iş böyle : MÜŞTERİYLE İLGİLENECEKSİN- müşteriyi dinlemek işin %90 kadarı . ihtiyacını belirlemek- bazen kendiside bilmiyor- kulaktan dolma kahvehane sohbetleriyle alışverişe çıkıyor , bizim görevimiz daha bilimsel yöntemlerle ona doğru çözümleri sunmak . Kalıplar içine tıkılıp kalmamak , aynen 42 numara ayakkabı kalıbı gibi - 43 numarada olabiliyor , oldurmayı bilirseniz . OLDURMAYI BİLMEK
Müşteriyi kazanmak lazım , işte o zaman iş yok diye şikayet edecek zaman bulamazsınız : CEVAP SİZSİNİZ
SAĞLICAKLA KALIN
Ömer Feyzoğlu
2 Temmuz 2010 Cuma
PLYWOOD KORUYUCU SAC KÖŞE ELEMANI


Plywood köşeleri en çabuk darbeden zarar görecek kısımlardır. Bu köşeleri veya bütün kenarları U şeklinde galvaniz sac ile kaplarsanız Plywood yatırımınız daha uzun süre size hizmet verir. Ayrıca Plywoodların şantiyede kolay kesilmelerini önler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)