24 Haziran 2010 Perşembe

28.03.2010


28.03.2010 Çapari nedir....nasıl balık tutulur....Ustadan küçük bir hikaye.






Hafta sonu gelince bizim yaşlı amca ile torunu balığa istavrit tutmaya gitmişler......

Torun hafta sonu sıkılmış dedesine: "Dedeciğim bu pazar ne olur balığa götür beni, balık hiç tutmadım , bana öğretirmisin ? demiş.
Dedesi dünden razı yeterki evden çıkacak bahane olsun ( eşinin dırdırı hiç bitmezmiş) "Olur olur, yeterki sen iste" demiş. " Ama ondan önce okul ödevlerini yaptın mı " diye sormayı da ihmal etmemiş , torundan cevap müsbet gelince başlamış takımları hazırlamaya. İçindende güzel bir "hamsiyi koydum tavaya" söylemeye başlamış ; aradada "hamsiyi" istavrite çevirip söylüyormuş. " İstavriti koydum tavaya, başladı oynamaya "

Torun duymuş , merak edip sormuş: "dedeciğim istavrit nedir " diye sormuş .
Dedesi eski bir balıkçı olarak sadece balıktır demekle yetinmek istememiş ve detaylı bir şekilde :
"Oğlum istavrit bir çeşit balıktır. Vücut yandan hafifçe yassı ve uzuncadır. Yan çizgi kuyruktan vücudun yarısına kadar düz olup, sonra yukarıya doğru eğik olarak devam eder. Renk sırtta grimsi açık kahverengi, yanlarda mavimsi gümüşi, karında ise beyazdır. Yan çizgi boyunca 69-79 arasında değişen kemiksi pul bulunur" diye anlatmış


Oooooooooooooo demiş torunu " nasıl yakalayacağız peki ? "
Dedesi : "onu sana sandalda takımları açınca anlatırım" demiş ve yola sahile gitmek için yola koyulmuşlar. Sahilde bir küçük kayık kiralayıp dedesi hafifçe küreklere asılmış.
Bir süre sonra Marmara denizinde diğer balıkçılar gibi yerlerini almışlar.

Dedesi takım çantasındaan çaparileri çıkarmış. Çaparinin beyaz tüylerini görünce torunu çok heyecanlanmış: "Dede bunlar ne güzelde parlıyorlar..peki ne işe yarıyorlar ? diye sormuş.

"Oğlum buna çapari denir özellikle istavrit balığı avlamaya yarar . İstavrit avı kolay, zahmetsiz ve hareketlidir. İyi kullanıldığında tüm kösteklerdeki iğneler balıkla dolabilir. Av mahalline gelindiğinde çapari dikkatlice ve yavaşça denize koyarız. 5 kulaçtan sonra çapari dibi buluncaya kadar, oltayı tutan kol aşağıdan yukanya doğru yumuşakça kaldırılıp, indirilerek balık sürüsünün kaç kulaçta olduğu aranır. Balıklar tüylü kösteklerdeki iğnelere atlayıp takılmaya başlayınca o seviyede olta yine bir-iki kez yumuşakça indirilip kaldırılır. Bu suretle hem çaparinin dolması sağlanır, hem de balığın bulunduğu derinlik tespit edilmiş olur. Hep aynı yere indirebilmek için oltayı yukarı almadan o anda elde tutulan bölümüne kolay çözülebilecek bir ilmik atılıp işaretlenir . " demiş.



Bunu dinleyen torununun ağzı açık kalmış " Ne diye bu balık bu iğnelere atlasınki dede yiyecek bir şey yokki sadece tüy var onunda kokusu yok"

"Oğlum iyide görüntüsü var işte , o tüyler denizin karanlıklarında kaçmaya çalışan çok küçük balıkları andırdığı için istavritte buna kanıp o küçük balıkları yemek sanıp atlıyor işte... küçük balıklar kaçarken istavritte bir daha bulamam geri gelmez diye atlıyor. Hele bir tanesi atladımı diğerlerininde kendine güveni geliyor .Olta bir aşağı bir yukarı hareket edince balıkta pisikolojik olarak etkileniyor. Atlamaktan başka çaresi kalmıyor. Atlayıncada zaten çok geç. Bizde onu yukarı çekiyoruz. ..olta yavaşça yukarı çekilir. İstavritin ağzı kolaylıkla yırtıldığı için oltayı hızlı çekmemek lazımdır. ( yırtılıpta kaçarsa diğerlerine belki haber verir diye birazda dalga geçmiş ) lğnelere beyaz renkte hindi, kaz veya martının kuyruk, kanat tüyleri bağlanır .hangisi çekici geliyorsa onu tercih edebilirsin " diye sözünü bitirmiş.

"Peki dede istavritler bittiğinde ne olacak , ya motor sesini duyupta kaçarlarsa , bak vapur geçiyor yanımızdan."

"Ne olacak hiç bir şey olmayacak ,balıkçının takım çantasında senaryosu bitmez, bizde başka olta kullanıp başka balık tutacağız be oğlum. Ustanın takımında oltamı eksik olacak yemleri değiştirip balığa devam edeceğiz. Denizde midyemi bitti, içini açıp yem yapacağız , izmarit tutacağız."

"Vay be dede sende ne ustaymışsın yani .....iyi kandırıyorsun beni ....balıkçının palavrası çok olur diye duymuştum ama bu kadarını ben çocuk olsamda yutmam " ...


Bu bir hikaye ister inan ister inanma !!! Ama balıksızda kalma ....

Yazan:Ömer Feyzoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder